Suriye'nin kuzeyinde dikkat çekici gelişmeler oluyor. ABD bir taraftan Türkiye ile güvenli bölge konusunda ortak adımlar atarken diğer taraftan sahadaki müttefiki terör örgütü YPG/PKK'ya verdiği her türlü desteğini sürdürüyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ABD askeri unsurlarının Fırat'ın doğusunda 3 saat süren ilk ortak kara devriyesinin gerçekleştiği 8 Eylül akşam saatlerinde Irak'tan yola çıkan askeri teçhizat dolu 55 tır, terör örgütü YPG/PKK'ya teslim edildi.
Terör örgütüne ABD tarafından YPG/PKK işgalindeki Ayn İsa ve Şeddadi bölgelerine ulaştırılan araçlarda dört çeker araçlar ve iş makinelerinin yanı sıra içerisinde çok sayıda silah ve mühimmat olduğu tahmin edilen kapalı konteynırlar yer aldı. ABD, 4 Eylül'de de bölgeye geniş araçlar, iş makineleri, yakıt tankerleri, jeneratörler, silah ve mühimmat yüklü 60 tır sokmuştu.
Yaman çelişki
Türkiye ile güvenli bölge konusunda ortak çalışıyormuş görüntüsü veren ABD'nin diğer taraftan YPG/PKK'ya silah desteğini sürdürüyor olması, büyük bir çelişki olarak karşımızda duruyor. Zira Türkiye'nin güvenli bölge ısrarının nedeni olan terör örgütü YPG/PKK ile ABD ortaklıktan çok daha öte ilişkisini güçlendirerek devam ettiriyor.
Bu durum bile aslında ABD'ye güvenmemek için yeterli bir şey. Ancak gelin görün ki Türkiye, güvenli bölge konusunda Türkiye'nin can düşmanı YPG/PKK'yla işbirliği yapan ABD'yle ortak adım attı. Bu noktada akla Münbiç geliyor. Türkiye'nin Münbiç'e yönelik harekâtı gündeme geldiğinde ABD'yle müzakereler başlamış ve Münbiç planlarımızın hiçbiri uygulanamamıştı.
Bu bağlamda Ankara'nın güvenli bölge adımları atmaya başlarken hazırladığı planların büyük çoğunluğunun bu adımları ortaklaşa attığımız ABD sayesinde boşa çıkacağını söylemek yanlış bir teşhis olmayacaktır. ABD'nin güvenli bölge konusunda Türkiye'nin yanında olmasının en önemli amacı da bu olsa gerek. Zira Türkiye, ABD'nin bilgisi dışında güvenli bölge sınırları dâhilinde hiçbir adım atamayacak.
Güvenli bölge konusunda PKK'nın Suriye kolu YPG'nin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri'nden (DSG) gelen açıklama da bunu teyit ediyor. DSG Sözcüsü Kino Gabriel, TSK ve ABD askeri unsurlarınca Fırat'ın doğusunda sınırında gerçekleştirilen müşterek devriyeye ilişkin, "DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonla aramızda sağlanan protokolün bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.
Oyalanmayacağız derken oyalanıyor muyuz?
Kâğıt üstünde Türkiye'nin, sahada ve fiilen terör örgütü YPG/PKK'nın müttefiki ABD'nin teröristlere yardımı hız kesmeden devam ederken Türkiye'nin güvenli bölge kurulması taleplerine yeşil ışık yakması ve hatta destek veriyor görüntüsüne bürünmesi, işin içinde bir bit yeniği olduğunu gösteriyor.
Ankara'dan üst düzey isimlerden Türkiye'nin oyalanmaya tahammülü olmadığına dair sık sık açıklamalar geliyordu. Ancak hedeflerine ulaşmak için herkesle işbirliği yapmaya hazır olan ABD işin içinde olduğundan ister istemez 'oyalanmayacağız derken oyalanıyor muyuz' sorusu akla takılıyor.
Bu sorunun cevabı 'evet' ise Türkiye güvenli bölgeyle meşgul olacağı dönemde ABD'nin bu bölgenin az ötesinde terör örgütü YPG/PKK'ya sağlayacağı desteklerle Irak'ın kuzeyinde Barzani yapılanması benzeri bir yapının temellerini rahatlıkla atacak demektir.
Gelecekte ABD ve İsrail güdümünde olacak bir Kürt devletinin Suriye'deki parçasını oluşturacak bu yapının, Türkiye'nin sınır komşusu olmasıyla, güvenli bölgenin sınırında olması arasında ABD planları açısında bir sorun olmadığı anlaşılıyor.
ABD ile Rusya anlaşmış olabilir
Fırat'ın doğusunda ABD'nin uyguladığı planları konusunda Rusya ile ilan edilmemiş bir mutabakat olduğu da unutulmaması gereken bir gerçek.
Zira Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin güvenli bölge konusunda destek açıklaması yapmıştı. Rusya bir taraftan Suriye'nin üniter yapısını savunurken, diğer taraftan da Fırat'ın doğusunda ise ABD'nin ayağına basmamaya çalışıyor. Bu da Suriye'nin yüzde 30'luk bir toprak parçasında ABD hâkimiyetine dolaylı olarak da olsa göz yummak anlamına geliyor.
Eğer bu işaretler Rusya ile ABD'nin Fırat'ın doğusu konusunda bir mutabakatının varlığını gösteriyorsa, ABD'nin bölgede özerk bir devlet yapılanması kurmak konusundaki planlarına Rusya'nın sesi çıkmayacak demektir.
Zira böyle bir yapılanma her ne kadar Suriye'nin toprak bütünlüğüne zarar veriyor olsa da Rusya'nın Suriye'deki çıkarlarına halel getirmeyeceği için Moskova tarafından çok büyük bir tepkiyle karşılanmayacaktır.
Bu durum ABD ve Rusya'nın çıkarlarına ters olmasa da Türkiye için büyük tehdit anlamına geliyor. Zira ABD ve İsrail güdümünde kurulacak Kürt devletinin parçalarını oluşturan, Irak'ın kuzeyindeki yapılanmanın Suriye'deki parçası da halledildikten sonra sıranın Türkiye'deki parçasına geleceği herkesin malumu.
Bir ordu kurmaya yeter
ABD'nin terör örgütü YPG/PKK'ya son 5 yılda gönderdiği sayısı 25 bini aşan silah ve zırhlı araç dolu tır büyük bir ordu kurmaya yeter de artar.
ABD, YPG/PKK'ya silah desteğine 2014'te başladı. İlk olarak havadan silah yardımı denendi ancak silahların büyük bölümü bölgedeki bir diğer terör örgütü olan DEAŞ'ın eline geçince Irak üzerinden silah sevkiyatı başlatıldı. Şimdiye kadar Irak üzerinden yaklaşık 25 bin tır dolusu silah YPG/PKK'ya ulaştırıldı.
Bunlarla yetinmeyen ABD, teröristlere pilotluk eğitimine dahi başlamış durumda. Bölgeden son gelen haberlere göre Suriye'de Haseke'nin kuzeybatısında yer alan YPG kontrolündeki Serekaniye'nin (Ras El-Ayn) Tel Erkam bölgesinde, ABD helikopterler için askeri havaalanı inşa etmeye başladı.
Orhan Dede