Orhan DEDE
Türkiye'de politikacılar, 'dediğim dedik' bir mantıkla iş görüyor ve görmek istemediğini görmüyor, göstermek istemediğini de gizlemek için her türlü yolu deniyor olabilir, ancak gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu var.
Sağlık Bakanlığı'nın koronavirüs salgını konusundaki 'facia' olarak nitelenebilecek, 'her koronavirüs vakası hasta değildir' şeklinde özetlenebilecek açıklaması, zaten uzunca süredir dile getirilen şüphelerin boşuna olmadığını göstermiş oldu.
Bakanlığın açıklamaları üzerine Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Altı aydır bunu söylüyorduk. Süreci şeffaf yürütmediniz. Gerçekleri gizlediniz. Salgının yayılmasına engel olmadınız" ifadelerini kullandı.
Böyle çağrılar yaptığı için TTB'yi hedef tahtası haline getiren politikacıların son yaşananlara diyecek sözleri var mı acaba?
Enerjimizi gizlemeye harcıyoruz
Tüm dünya gerçekleri tüm çıplaklığıyla görüp, anlayıp ona göre ülke yönetimleri ve halk işbirliğiyle koronavirüs belasına karşı etkili bir mücadele vermeye enerjilerini harcarken, biz maalesef salgınla mücadeleye odaklamamız gereken enerjimizin belki de büyük bir kısmını gerçekleri gizlemeye israf ediyoruz.
Oysa demokrasilerde gerçekleri halktan gizlemek en ağır suçlardan birdir bana göre. Zira ülkenin sahibi olan vatandaşların her şeyi bilmek hakkıdır.
'Devlet sırrı' diye bir kavramın arkasına sığınarak hemen her şey gizlenebiliyor ülkemizde. Özelleştirmelerden tutun da yap-işlet-devret şeklinde yapılmış köprü ve otoyollardaki anlaşmalar, her yıl milyarlarca dolar ödeyerek gerçekleştirdiğimiz enerji ithalatındaki anlaşmaların şartları hep milletten 'devlet sırrı' denilerek saklandı.
Şimdi de pandemi sürecinde benzer şeyleri yaşıyoruz.
Sizi bilmem ama ben bu gizli kapaklı işlerin gelişmişlikle yakından ilişkisi olduğuna inanıyorum.
Gelişmişlikten kastım her açıdan gelişmişlik, demokratik olarak, zihin olarak, siyaset olarak gelişmişlik kastettiğim. Demokrasiyi hazmedememiş olanların, sorunları çözecek irade ve projesi olmayanların, gerçeklerle yüzleşme cesareti olmayan politikacıların başvuracakları bir yöntemdir gizlemek.
Bütün bu açılardan gelişmemiş olduğumuzdan olsa gerek Ak Parti hükümeti dönemlerinde bu gizleme olayları sık sık rastladığımız bir yöntem oldu.
Gizlendi gizlenmesine ama görüldüğü gibi hiçbir işe yaramadı.
İngiltere harekete geçti
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın son açıklamaları sonrası İngiltere, Türkiye'yi seyahat koridoru, yani 'güvenli ülke' listesinden çıkararak yeniden karantina uygulanacak ülkeler arasına ekledi.
Yeni karar doğrultusunda Türkiye'den İngiltere'ye gidecek kişiler 14 gün süreyle tek bir adreste izole olacaklar.
Türkiye'yle ilgili kararın nedenini açıklayan İngiltere Ulaştırma Bakanı Grant Shapps, "Türkiye'yi listeden çıkarıyoruz çünkü Türkiye'nin Sağlık Bakanlığı, Covid-19 vakalarını, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi gibi uluslararası örgütlerin tanımından farklı şekilde tanımlıyor. Bu nedenle ülkeyle ilgili risk değerlendirmemizi güncelledik" dedi.
Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin ekonomiyle ilgili olumsuz not verince 'siyasi karar veriyorlar' diyerek önemsizleştirmeye çalışan bizim hükümet yetkilileri hatırlarsanız geçmişte, 'Kendi kredi derecelendirme kuruluşumuzu kuracağız' demişti.
Bu konu ne noktada bir bilgim yok ancak, anlaşılan kendi dünya sağlık örgütümüzü kurmuşuz. Zira koronavirüs salgını verileri konusunda tüm dünyada kabul gören yöntemleri uygulamıyoruz. Kimsenin kabul etmediği ama bizim hükümet için koronavirüs salgınında geçerli kural şu: "Her vaka hasta değildir, ama her hasta vakadır."
Yaşananlar bana AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz'un yenilenen İstanbul belediye başkanlığı seçimi sırasında söylediği, "Hiçbir şey olmamış ise, kesinlikle bir şeyler oldu" sözünü hatırlattı.
Bu sözden hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
'Hiçbir vaka yoksa bile ülkemizde çok sayıda hasta var…'