HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 05 NİSAN 2025, CUMARTESİ



Kanser tedavisinde ‘fitoterapi’

Hücrelerin DNA hasarları sonucu kontrolsüz çoğalmasıyla birlikte kanser, insanların hayatına girmiş olur. En yaygın ölüm nedeni olan ve yılda yaklaşık 10 milyon insanın ölümüne neden olan kansere yakalanmamızı engelleyecek faktörler ve tedavi yöntemleri de bulunuyor.
26.11.2020 00:00
Kanser tedavisinde ‘fitoterapi’
Kanser tedavisinde ‘fitoterapi’
Dünya sağlık örgütü (DSÖ) verilerine göre kanser küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedenidir ve 2018'de tahmini 9,6 milyon ölümden sorumlu. Küresel olarak, yaklaşık 6 ölümden 1'i, ülkemizde ise her 5 ölümden biri kanser hastalıklarından kaynaklanıyor.

Fitoterapi uzmanı Dr. Şenol Şensoy kanser ve fitoterapi konusunda merak edilen konulara açıklık getirdi. "Akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer kanseri erkeklerde en sık görülen; meme, kolorektal, akciğer, servikal ve tiroid kanseri kadınlar arasında en yaygın kanser türleridir" diyen Şensoy, kanserden ölümlerin yaklaşık üçte birinin başlıca 5 değiştirilebilir alışkanlıktan kaynaklandığını belirtti:

- Yüksek vücut kitle indeksi (şişmanlık),

- Düşük meyve ve sebze alımı,

- Fiziksel aktivite eksikliği,

- Tütün kullanımı,

- Alkol kullanımı.

"Tütün kullanımı kanser için en önemli risk faktörüdür ve kanser ölümlerinin yaklaşık %22'sinden sorumludur" diyen Dr. Şensoy, "Kanserin tanımlayıcı bir özelliği, olağan sınırlarının ötesinde büyüyen ve daha sonra komşu bölgeleri istila edebilen ve diğer organlara yayılabilen anormal hücrelerin hızlı bir şekilde çoğalmasıdır, son işlem metastaz olarak adlandırılır. Metastazlar, kanserden kaynaklanan önemli bir ölüm nedenidir" ifadelerini kullandı.



Kansere ne sebep olur?

Dr. Şensoy, kansere sebep olan faktörler hakkında şunları söyledi:

"Bir kişinin genetik faktörleri ile aşağıdakiler dahil olmak üzere 3 dış etken kategorisi arasındaki etkileşimin sonucudur.

Ultraviyole ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi fiziksel kanserojenler;

Asbest, tütün dumanı bileşenleri, aflatoksin (bir gıda kirleticisi) ve arsenik (bir içme suyu kirleticisi) gibi kimyasal kanserojenler,

Belirli virüsler, bakteriler veya parazitlerden kaynaklanan enfeksiyonlar gibi biyolojik karsinojenler.

Yaşlanma, kanser gelişimi için bir başka temel faktördür. Kişi yaşlandıkça hücresel onarım mekanizmalarının daha az etkili olmasından kaynaklanmaktadır.

Bazı kronik enfeksiyonlar kanser için risk faktörleridir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde büyük önem taşır. 2012 yılında teşhis edilen kanserlerin yaklaşık %15'i, Helicobacter pylori, Human papillomavirüs (HPV), Hepatit B virüsü, Hepatit C virüsü ve Epstein-Barr virüsü dahil olmak üzere kanserojen enfeksiyonlara atfedilmiştir."



Kanserin iyileşme şansı yüksek

Şensoy, kanserin önlenmesiyle ilgili olarak da şu ifadeleri kullandı: "Şu anda kanserlerin %30-50'si risk faktörlerinden kaçınarak ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejileri uygulanarak önlenebilir. Kanserin erken teşhisi ve kanser geliştiren hastaların yönetimi ile kanser yükü de azaltılabilir. Erken teşhis edilir ve uygun şekilde tedavi edilirse birçok kanserin iyileşme şansı yüksektir."

Tedavi

"Yeterli ve etkili tedavi için doğru bir kanser teşhisi şarttır çünkü her kanser türü, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi bir veya daha fazla yöntemi kapsayan özel bir tedavi rejimi gerektirir" diyen Şensoy, "Tedavi ve palyatif bakımın hedeflerinin belirlenmesi önemli bir ilk adımdır ve sağlık hizmetleri entegre ve insan merkezli olmalıdır. Birincil amaç genellikle kanseri iyileştirmek veya yaşamı önemli ölçüde uzatmaktır. Hastanın yaşam kalitesini artırmak da önemli bir hedeftir. Bu, destekleyici veya palyatif bakım ve psikososyal destek ile sağlanabilir" şeklinde konuştu.

Palyatif bakım

Dr. Şensoy şunları da ilave etti: Gelişmiş kanser hastalarının %90'ından fazlasında, palyatif bakım yoluyla fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunlardan kurtulma sağlanabilir. 4. evre bir kanser hastasının dikkat çekici ifadeleri; "Ömrüm bir yerde bitecek elbette ancak bunun kanserden dolayı olmayacağını hissettim ve savaştım. Kimse umudunu yitirmesin, savaşsın."

Fitoterapi

"Kanserin tedavisinde fitoterapi gibi tamamlayıcı tedavilerden de faydalanmak her geçen gün önemini artırmaktadır" diyen Şensoy sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastanın doğru beslenmesi ve tıbbi bitkiler ile mevcut tıbbi tedavisine destek vermek tedavideki başarı şansını oldukça yükseltecektir. İnsanoğlu tıbbi bitkiler hakkında binlerce yıllık kadim bir bilgi ve birikime sahiptir. Özellikle son 25 yıl içinde tıbbi bitkiler üzerinde sayısız araştırmalar yapılmış ve tıbbi bitkilerin DNA hasarının önlenmesinden yani daha başlangıçta kanserin oluşmasını engelleyici etkilerinden, uzak metastazların engellemesine kadar kanserin hemen her aşamasında etkilerinin olduğunu gösteren binlerce makale yayınlanmıştır.

Tıbbi bitkiler üzerine yapılan çalışmalarda;

Antitümör etkiler selektif(seçici) bir özellik göstermekte, yani kanser hücreleri üzerine sitotoksik etki gösterirken normal doku hücrelerine zarar vermemektedir.

Kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırmakta, yan etkilerini azaltmakta ve kanser hücrelerinin direnç geliştirmesini engellemektedir.

Kanser hücreleri tarafından oluşturulan angiogenez(damarlanma) engellenip, tümörün büyümesi ve metastazı önlenmektedir.

Kemoterapi ve radyoterapiye direnç gösteren kanser kök hücreline karşı sitotoksik etki göstermekte, onları apopitoz dediğimiz programlanmış hücre intiharına sürüklemektedir.

Bağışıklık sisteminden gizlenmek için değişik mekanizmalar kullanan kanser hücrelerini, bu mekanizmaları kırarak açığa çıkarıp, bağışıklık hücrelerimizin antikanser etkilerini işlevsel hale getirmektedir.

Tıbbi bitkilerin hemen tamamının güçlü antioksidan ve serbest radikalleri temizleyici etkileri, başta kanser olmak üzere bütün hastalıkların tedavisinde bize katkı sağlamaktadır.

Kanser hücreleri içinden çıktıkları bünyeye isyan etmiş, onu çok iyi tanıyan, zafiyetlerini bilen, ona göre taktikler geliştirip içerden ve dışardan aldığı desteklerle bünyeyi yok etmeye çalışan terörist askerler gibi çalışır. Tıbbi bitkiler ise sayısız şifalı özellikleri bünyesinde barındıran, kanser hücresinin bütün savaş taktiklerine karşı her türlü donanıma sahip gönüllü askerler gibi hareket etmektedir.

Hasta ağızdan beslenebildiği sürece, hastalığın her aşamasında tıbbi bitkilerden faydalanabiliriz. Fitoterapötik ürünler hem bir beslenme desteği, hem bağışıklığı güçlendirici özel gıdalar, hem de tedavi edici şifalı ajanlar olarak düşünülebilir. Klasik tıbbi tedavilerden istifade etme imkânı kalmadığı aşamalarda dahi fitoterapiden faydalanabiliriz.

Dünyaca tanınmış onkoloji uzmanı Prof. Dr. Umberto Veronici'nin(1925-2016) şu sözleri kanser hastalarına yaklaşımda çok önemlidir. "Hiç kimse, hiç kimseye ne kadar yaşayacağını söyleyemez. Ben 55 senedir bu meslekteyim ve çok fazla mucizeye tanık oldum. Eğer hasta iyileşmek isterse iyileşir."

Batılıların Avicenna(Bilginlerin Hükümdarı) ismini verdikleri 1000'li yılların başında yaşamış olan İbn-i Sina(980-1037)'nın "Şifası olmayan hastalık yoktur, irade eksikliğinden başka" sözü ile yukarıda bahsi geçen 4. evre bir kanser hastasının ve Umberto hocanın sözleri nasıl da birebir örtüşüyor değil mi?

Kanser hastası iyileşir mi?  Evet iyileşir, yeter ki hasta iyileşmek istesin."

Yeni Mesaj
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--









logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.com
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr