Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kulun yüzüne şükür kapısını açarsa, nimet artışı kapısını kapamaz." (el-Kafi, 2/94/2).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kula nimet verir ve o kul da kalbiyle nimete şükrederse, o nimete henüz diliyle şükür izharında bulunmadan nimetin artışına hak kazanır." (Emali et-Tusi, 580/1197).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime şükretme bağışlanırsa, nimet artışından mahrum kalmaz." (Nehc'ul Belağa, 135. Hikmet).
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun şükretmesi kesilmedikçe Allah'ın nimet artışı kesilmez." (Bihar, 71/56/86).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tevrat'ta şöyle yazılmıştır: Sana bir nimet verene teşekkür et ve sana teşekkür edene nimet bağışında bulun. Zira teşekkürle nimet sona ermez ve nankörlükle nimetler baki kalmaz. Şükür nimetlerin artışına neden olur ve yok oluşunu önler." (el-Kafi, 2/94/3).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kalbiyle nimetlere şükrederse diliyle izhar etmeden önce nimet artışına hak kazanır." (Gurer'ul Hikem, 9102).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisine verilen nimete şükretmekten aciz olan ve geri kalan nimetin artışını dileyen kimselerden olma." (Nehc'ul Belağa, 150. Hikmet).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve Celil olan Allah bir topluluğa nimet verdi. Ama onlar şükrünü eda etmediler. Neticede o nimetler kendileri için vebal oldu. Bir topluluğu da musibete düçar kıldı. Lakin onlar sabrettiler ve neticede o musibetler kendileri için nimete dönüştü." (Emali es-Seduk, 249/4).
İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükredilmeyen nimet, bağışlanmayan günah gibidir." (A'lam'ud Din, 309; en-Ni'met, 3913. Bölüm).
Şükre şükretmenin farz oluşuyla ilgili ise İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'a şükreden kimseye ikinci bir şükür daha farz olur. Zira Allah ona şükretme başarısını vermiştir ve bu da şükür için şükürdür." (Gurer'ul Hikem, 9119).
İmam Zeyn'ul Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Sana şükretmem başka bir şükrü gerektirdiği halde Sana nasıl şükredebilirim? Ben her defasında, 'Sana hamd olsun' dediğimde bunun için Sana yeniden, 'Sana hamd olsun' demem farz olmaktadır." (Bihar, 94/146/21). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
OKAN EGESEL