Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Öncekilerden ve sonrakilerden herkes kıyamet günü dünyadan kendisine sadece yiyeceği kadarının verilmiş olmasını temenni eder." (el-Bihar, 77/54/3).
İmam Ali (a.s), ihtiyacını izhar eden birine şöyle buyurmuştur: "Bil ki dünyadan sana ulaşan ihtiyacından fazlası hususunda, sen başkalarının hazinedarısın." (el-Bihar, 73/90/61).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyayı ehline terk ediniz. Zira dünyadan kendisine yetecek miktardan fazlasını alan kimse bilmeden ölümünü hızlandırmıştır." (Kenz'ul-Ummal, 6058).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan kendinize yeten şeyden fazlasını istemeyin ve size ulaşan-erişenden fazlasını talep etmeyin." (Nehc'ul-Belağa, 45. hutbe; Şerh-i Nehc'ul-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 3/152).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Az bir dünya, çok dünyadan hayırlıdır. Yeterli miktarı sonu insanı helak edecek olandan daha uygundur." (Gurer'ul-Hikem, 10993).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Lokman, oğluna şöyle buyurmuştur: Dünyadan sana yetecek kadarını al ve onu terk etme. Aksi takdirde insanlara yük olursun ve dünyaya ahiretine zarar verecek kadar dalma." (Mustedrek'ul-Vesail, 13/16/14604).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer dünyadan yarın hesaba çekileceğin bir şeyi elde etmemeye gücün yeterse bunu yap." (a.g.e. 78/277/112).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya metaı çerçöp gibidir. Mirası ise çamur ve balçıktır. Dünyadan yeterli miktarda almak, toplamaktan daha hayırlıdır. Dünyadan kopmak, dünyaya bağlanmaktan daha huzur vericidir. Dünyadan fazla bir şey isteyen fakirliğe mahkûmdur. Dünyadan kaçan kimse rahatlık içindedir." (a.g.e. s. 60/139).
Selman-i Farsi, ölüm anında neye hasret ettiği ve neden üzüldüğü sorulunca şöyle buyurdu: "Benim üzüntüm dünya sebebiyle değildir, lakin Allah'ın Resûlü (s.a.a) bizlere tavsiyede bulundu ve şöyle buyurdu: 'Sizden her birinizin yiyeceği bir yolcunun azığı kadar olmalıdır.' Ben etrafımdaki bunca eşya sebebiyle Allah Resûlünün emrine aykırı davranmış olmaktan korkuyorum." Ardından evdeki eşyalara işaret etti: "O yastık, kılıç ve kadeh!" (a.g.e., 72/54/85). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
OKAN EGESEL