OKAN EGESEL
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Öyle bir zaman gelir ki; insanlar camilere toplanır, namaz kılarlar ama onlar arasında hiçbir mümin bulunmaz." (Kenz'ul Ummal, 31109).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice ibadet eden kimsenin dini yoktur." (Gurer'ul Hikem, 5340).
İmam Ali (a.s), namaz kılan birine şöyle buyurmuştur: "Ey adam! Namazın tevilini biliyor musun?"
O, "Efendim! Namazın ibadet dışında bir tevili var mıdır?" diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Muhammed'i (s.a.v) peygamber olarak gönderene and olsun ki vardır. Tekbiret'ul İhram'a kadar ilk tekbirin anlamı şudur ki; 'Allah-u Ekber' deyince kalbinden ve ruhundan Allah'ın kıyam veya kuud (kalkmak veya oturmak) ile vasıflandırılmaktan daha büyük olduğunu geçirmendir. İkinci tekbirde kalbinden Allah'ın hareketli veya hareketsiz olarak nitelendirilmekten daha büyük olduğunu geçirmendir. Üçüncü tekbirde ise O'nun cisim ile nitelendirilmekten, bir şeye benzemekten ve bir şeyle mukayese edilmekten daha büyük olduğunu bilmendir. Dördüncü tekbirde O'nun herhangi bir şeye maruz kalmaktan ve hastalıkların kendisini incitmesinden daha büyük bilmendir.
Beşinci tekbirde, O'nun herhangi bir cevher veya araz ile nitelendirilmekten, herhangi bir şeye hulul etmesinden veya hiçbir şeyin kendisine hulul etmesinden daha yüce olduğunu bilmendir. Altıncı tekbirde, O'nda, zeval, bir yerden bir yere nakil ve hadis (sonradan oluşmuş) varlıklarda var olan değişikliklerin caiz olmadığını kalbinden geçirmendir. Yedinci tekbirde, beş duyu için mahalli olmasından daha yüce bilmendir.
Rükûda boynunu uzatmanın tevili, kendi kendine şöyle demendir: 'Eğer boynumu vurursan yine sana iman ederim.' Rükûdan başını kaldırmanın ve 'semiallahu…' (Allah duyar) cümlesinin tevili şudur: 'Beni yokluk sahnesinden varlık sahnesine çıkarandır.' İlk secdenin tevili; secde halinde ve kalbinden 'beni topraktan yarattın' gerçeğini geçirmendir. İlk secdeden başını kaldırmanın tevili şudur: 'Beni topraktan yarattın.' İkinci secdenin anlamı şudur: 'Beni toprağa geri çevireceksin.'
İkinci secdeden başını kaldırdığında ise kalbinden, 'yeniden beni topraktan çıkarırsın' diye geçirmendir.
Sol tarafa oturmanın, sağ ayağı sol ayağın üzerine koymanın tevili kalbinden, 'Allah'ım! Ben hakkı ayakta tuttum ve bâtılı öldürdüm' diye geçirmendir. Teşehhüd'ün tevili şundan ibarettir: İmanını yenilemek, İslam'ını tekrarlamak ve ölümden sonra yaratılışı ikrar etmek.
Selam vermenin tevili; münezzeh olan Rabbi yüceltmek, O'nu zalimlerin O'nun hakkında söylediklerinden, ilhada saplananların nitelendirmesinden daha üstün bilmektir.
'Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh' cümlesinin tevili ise; rahmet ve münezzeh olan Allah'ın sevgisini talep etmektir. Bu ise sizin kıyamet günü azaptan emanda oluşunuz anlamındadır." (Bihar, 84/254/52).
Mü'minlerin Emiri Ali (a.s) daha sonra şöyle buyurmuştur: "Her kim namazın tevilini bu şekilde bilmezse namazı nakıstır."
İmam Ali (a.s), kamet getirirken söylenen, "kad kamet'is-salah" cümlesinin anlamı hususunda şöyle buyurmuştur: "Yani görüşme, münacaat, hacetlerin kabul edilişi, hacetlere ulaşma, Aziz ve Celil olan Allah'a bağlanma, keramet, bağış, hoşnutluk ve mağfiret vakti ulaştı." (Mean'il, Ahbar, 41/1). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).