OKAN EGESEL
Kur'an'da buyurulur ki: "İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi? Onlar, İbrahim'in yanına girip, 'Selam sana' demişlerdi. İbrahim de, 'Selam size' demişti. Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp, 'Yemez misiniz?' demişti."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikramda bulunmalıdır."
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahlaki yücelikler on tanedir. Eğer gücün yetiyorsa hepsine sahip ol. Bunlardan bir tanesi de misafirperverliktir." (Bihar, 75/458, 93. bölüm; Fezl'ul İkra'uz-Zif).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Misafir rızkını getirir, ev halkının günahlarını yok eder." (Kenz'ul Ummal, 9/242, Kitab'uz-Ziyafet).
İmam Ali (a.s), Ala b. Ziyad'ın geniş evini görünce şöyle buyurmuştur: "Dünyada bu evin genişliğini ne yapacaksın? Halbuki ahirette ona daha fazla muhtaçsın. Evet, istiyorsan, onunla ahirete ulaşabilirsin. Yani bu geniş evde misafir ağırlayarak, akrabalarına iyilik ederek ve boynunda olan hakları sahibine ulaştırarak böylelikle ahireti elde edebilirsin." (Bihar, 75/450, 91. bölüm; Adab'uz-Zif).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah kime bir servet verirse, bununla akrabalarına yardımda bulunmalı ve güzel ziyafet vermelidir." (Bihar, 75/444, 88. bölüm; Min meşa ila Team lem yedu ileyh).
Yemek yedirilen evin bereketi hususunda Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yemek yediren kimsenin rızkı, bıçağın deve hörgücüne girişinden daha hızlı bir şekilde ulaşır." (Bihar, 75/446, 89. bölüm; el-Hess-u Ala İcabet'ud-Da'vet'il Mümin).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yemek verilen eve hayır ve bereket, bıçağın deve hörgücüne girişinden daha hızlı bir şekilde ulaşır." (Vesail'uş Şia, 16/431-434, 23-21. bölümler ve s. 438, 26. bölüm).
İçine misafirin girmediği ev hususunda ise Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İçine misafirin girmediği eve melekler girmez."
İmam Ali (a.s), neden üzüldüğünü sorduklarında şöyle buyurmuştur: "Çünkü tam yedi gündür bizlere bir misafir gelmedi."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En kötü yemek, velime (düğün) yemeğidir; tok insanlar oraya davet edilir, aç insanlar ise alıkonulur."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zenginlerin davet edilip fakirlerin davet edilmediği kimsenin davetini kabul etmek mekruhtur."
İmam Ali (a.s), Basra'daki valisi İbn-i Huneyf'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Huneyf! Basra eşrafından birinin seni ziyafete çağırdığını, oraya koşarak gittiğini, çeşit çeşit yemeklerin, kocaman kocaman kâselerin sana sunulduğunu öğrendim. Oysa yoksulların (çağrılmayıp) kovulduğu, zenginlerin davet edildiği bir davete icabet edeceğini sanmıyordum."
Ziyafete layık kimse hakkında Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah için sevdiğin kimseyi yemeğe davet et."
Resûlullah (s.a.a), Hz. Ebuzer'e yaptığı öğüdünde şöyle buyurmuştur: "Allah için sevdiğin kimseye yemeğinden yedir ve seni Aziz ve Celil olan Allah için seven kimsenin yemeğinden ye."
Resûlullah (s.a.a), hakeza Hz. Ebuzer'e yine şöyle buyurmuştur: "Mü'minden başkasıyla oturup kalkma ve takva sahiplerinden başkasının yemeğini yeme." (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).